EU-Flagge

© iStock.com/instamatics

Bugün (09.05.2020) Avrupa Günü olması nedeniyle Ekonomi Bakanı Peter Altmaier takip eden açıklamayı yaptı:

“Bugün 9 Mayıs, Avrupa Günü. Kutlamasını bu sefer çok ciddi şartlarda yapıyoruz, çünkü Korona pandemisi Almanya’yı, Avrupa’yı ve neredeyse dünyadaki tüm ülkeleri tehdit etmeye devam ediyor. Bugünü daha farklı kılan da budur. Ancak bundan 70 yıl önce Avrupa Birliğinin ilk yapı taşının kurulmasını tam da şimdi anmamız, Korona krizinden çıkış yolunu birlikte daha hızlı ve daha başarılı bir biçimde bulabilmemizi destekleyebilir. O tarihlerde Avrupa içerisindeki iş birliği vasıtasıyla Avrupa’nın savaştan sonra yeniden yapılanmasının yanı sıra özgürlük, barış ve refahın sağlanması mümkün kılınmıştır. Ve güncel krizin şimdi sonunda bir çöküşe yol açan uzun bir çileye dönüşmemesi için dayanıklı, güçlü bir Avrupa’ya ve gücümüzü birleştirmeye ihtiyacımız var. Avrupa’nın Korona krizinden yeni bir güç ile çıkabilmesi için geçtiğimiz aylarda kendisini göstereninden çok daha fazla Avrupa’ya ihtiyacımız var.

Temmuz itibarıyla AB Konseyi Dönem Başkanlığını devralacak olan Almanya, bu zorlu yolun faal ve dayanışma içerisinde şekillendirilmesi için özel bir sorumluluk duyuyor. İç pazarımız, Avrupa Birliğinin şu anki durumda birçok ülkenin kıskandığı ekonomik bel kemiğini oluşturmaya devam edecek. Buna ek olarak ekonomimizin küresel rekabet gücünün artırılmasına ihtiyacımız var. Dijital dönüşüm, sanayi zemininin yanı sıra orta ölçekli işletmelerin güçlendirilmesi ve güçlü uluslararası ticaret kuralları geleceğin modern ve küresel Avrupa ekonomik alanının kilit ögelerini ve aynı zamanda krizden çıkış yolunu oluşturuyor. Bu çıkış yolunun üç kilit noktası var: Şu an içinde bulunduğumuz kriz, tek taraflı bağımlılıklardan kaçınmamız ve uluslararası tedarik zincirlerini daha çok çeşitlendirmemiz gerektiğini gösteriyor. Bu bağlamda Avrupalı sanayi zeminini güçlendirebilmek için Avrupa’da, özellikle küçük ve orta büyüklükteki işletmelere yönelik olmak üzere iyi çerçeve şartları sunan bir sanayi stratejisine ihtiyacımız var. Ancak bunun yanı sıra güçlü bir Dünya Ticaret Örgütü’ne ve kurala dayalı uluslararası bir ticarete de ihtiyacımız var. Çünkü güncel kriz küreselleşmeden vedalaşmamız gerektiği anlamına gelmiyor, tam aksine, herkesin uyması gerektiği net uluslararası ticaret kurallarının öneminin altını çiziyor.

Kriz sadece dijitalleşme olmadan yapamayacağımızı gözler önüne sermekle kalmadı, dijitalleşmeye ivme bile kazandırdı. Avrupa’yı dijital açıdan güçlü bir ekonomi ve toplum olarak konumlandırmalıyız. Ancak şu anda bundan daha çok uzağız, ABD ve Çin’deki rakiplerimizin peşinden koşuyoruz. Kilit dijital teknolojilerde bize öz olan yetkinliklerimizi artırarak dijital bağımsızlığımı sağlamalıyız. Çünkü uzun vadeli rekabet gücünü sağlamanın kilit noktası münferit işletmelerle savaşmak değil, Avrupa’da rekabet gücüne sahip ve Avrupa’ya ait olan dijital yapıların geliştirilmesinde yatıyor.

Avrupa, sosyal açıdan adil bir yapı dönüşümü, iklim dostu bir ekonomi ve başarılı bir sürdürülebilir enerjilere geçiş için kriz sonrasında öncesinden daha da fazla fikir verici haline gelmeli. Krizden önce bile seri sonu modeli haline gelen teknolojilerin krizden sonra tamamen raftan kaldırılması gerekecek. Avrupa Yeşil Anlaşmasını ekonomimizin büyümesine yönelik bir stratejiye dönüştürmeliyiz ki yenilikçi ve temiz teknolojiler vasıtasıyla büyüme piyasalarına girebilelim ve iş yerlerini koruyabilelim.”